Borderline Kişilik ve Kendime Dair 8

 


06 Kasım 2020

      19:00

Bir Borderline olmak ve onu anlamak bu kadar zor mu demiştim. Sınır kişilikte birinin duyguları öyle çabuk değişir ki hangisinin gerçeklik barındırdığını anlamak zorlaşır. Lakin yaşadığı duygular her saat değişse bile içten ve gerçek duygulardır. Hayatına aldığı insanları kendinden daha çok sever ve değer gösterir. Bir başkası için kendinden kolayca vazgeçer hatta terkedilmemek için ölümü bile göze alır. Çok çabuk şekilde istediğiniz kalıba girer, istediğiniz şekilde yönlendirebilirsiniz. Sınır kişilikte birinin kendine öz inançları, fikirleri, davranışları yoktur. Başkaları tarafından görülmek için marjinal olmak sıklıkla başvurdukları bir davranıştır. Dövme gibi vücutta yapılan değişiklikler onların kendilerini cezalandırması niteliğinde ve başkası tarafından fark edilme ihtiyaçlarından kaynaklıdır. Günümüzde 4’te 3 kadınlar olmak üzere Borderline kişilik yapılanmasının sebepleri 3-5 yaş bireyselleşme döneminde bakım verenler tarafından olması gereken sevgi ihtiyacını bulamamak ve annenin (bakım verenin) o anki anlık duyguları ile gösterdiği tepkilerle oluşmasıdır. Örneklendirmek gerekirse annenin sabah kocası ile tartışması sonrasında öfkesini çocuğundan çıkarması ya da sevindirici bir haber aldığında çocuğuna sarılması olabilir. Çocuk henüz olayları kavramakta güçlük çektiğinden bu karmaşık gözüken anne davranışlarını benimseyemez. Kafası karışan çocuk o an annesine göre şekil almaya başlar. Bakım verenin sevgisini kazanabilmek için istenilen ve bu şekilde görülmeye başlayan bir çocuk haline gelir. Sevgiyi 3-5 yaş döneminde çevresinde bulunan insanların beklentilerini karşıladığında gören çocuk okul döneminde de aileden ayrılmakta güçlük çekerek yeni insanlara alışması zorlaşır. Ergenlik dönemine girdiğinde ve yetişkinliğinde kurduğu erkek-kadın ilişkilerinde de bu süreç kendini açıkça belli eder. Öz benliğini tanımayan, tanınmasına bile izin verilmeyen sınır kişilikler psikologlara ya bir terkedilme sonucu ya da artık ilerleyen görülme ihtiyacıyla istemsiz doğan kendine zarar verme eğilimleri ile başvururlar.

Ben bir psikoloğa gittiğimde 19 yaşımdaydım. Bir tedaviye ihtiyacım olduğunu 17-18 yaşlarımda fark etmiştim. Yaşadığım ve etkisinde kaldığım travmalar sonucu ve yaptığım evlilikle oluşan ciddi sorunlar benim kendimden fazlasıyla vazgeçmeme sebep oldu. Okuduğum ve bitirmek üzere olduğum kitapta toksit anne-babalar ve bunlarla nasıl baş edilmesi gerektiğini daha iyi kavradım. Unutmayın ki siz bir bireysiniz ve ihtiyaç duyduğunuz sevgiyi bulmak için kendinizden vazgeçmemelisiniz. Yaşınız şu an her ne olursa olsun isterseniz orta yaşlı biri olun eğer bunları kendinizde fark ediyorsanız değişime açık olmaktan ve kendiniz olabilmek için korkmayın. Günümüzde ilişkiler menfaat-çıkar olarak kuruluyor ve gerçek bir ilişki barındırdığını anlamamız zor oluyor. İlişkilerinizde sizi değiştirmelerine izin vermeyin. Yaptığınız şey kötü de olsa bunun sonuçlarına katlanabilen ve kendinizle barışık bir birey haline gelin. Şu an belki yaşadığınız süreçte zorluk çekmiş, yalnız kalmış, çok kez ihanete uğramış olabilirsiniz. Bilin ki hata bir tecrübe niteliğindedir ve sizi daha güçlü hale getirir. Benim terapi sürecim neredeyse bir seneye yaklaşıyor. Daha yeni yeni kendime has fikirlerim olduğunu, benim de gündem olayları hakkında görüşlerim olduğunu fark ettim. Artık tek başına dışarı çıkabiliyor ve bir başka kişiye ihtiyaç duymadan hareket edebiliyorum. Kendime ait gerçekleştirmek istediğim ve bir başkasına yer vermediğim hayallerim olduğunu görüyorum.

Burası Borderline kişilik yapılanmasında birinin günlüğü. Baştan sona okuduğumda ne kadar ilerlediğimi ve geliştiğimi görüyorum. Kendinizi asla suçlamayın. Yaşam denen şu hayatta asla suçlu aranmaz. Sosyologların dediği gibi insanı etkileyen yaşadığı toplumdur.  Özgürlükse siz kendiniz olduğunuzda, öz benliğinizle hareket ettiğinizde gerçekleşir. Bir başkasına ihtiyaç duymayı bırakın. Zira sizi olduğu gibi kabullenen ve değer veren biri muhakkak karşınıza çıkacak. Yapmanız gereken önce kendinizi sevmeniz, barışmanız…

            Birkaç haftadır terapi sürecim ve oluşan farkındalığımı sağlayan, şiir paylaşımlarımı yaptığım antoloji sayesinde tanıdığım abime çok teşekkür ederim. Şimdilerde gerçek bir ilişki nasıl kurulur bunu daha iyi anladım ve tecrübe de ettim. Sonunda reddedilsem bile benim için büyük bir adımdı. Şu an kıyıya vurdum. Denizde boğulabilirdim lakin önemli olan kendine inanmaktır. Bulunduğum o küçük adada öz benliğime kavuşmaya uğraşıyorum. İnanıyorum ki küçük su dalgaları beni sürükleyemez ve kendimden vazgeçiremez.

            Bunu okuyan sen, unutma ki senden başka biri daha yok. Seni sen yapan şeyleri bil ve vazgeçme. Benimle cesaretini topla ve kendine güven. Her ne yaşarsan yaşa benim için değerlisin. İyi ki varsın sen…

 

    İç Sesler

Fadime ÇELİK



 

           

 

Yorumlar

  1. Aslında hepimiz bize öğretilmiş hayatları yaşarız. Çoğu insan, kopya bir hayatı yaşadığının farkında değildir. Eğer farkında olsalardı, asla kendileri olamadıklarını bilirlerdi. Borderline yapılanması bize öğretilen hayatın yarım yamalak öğretilmesi durumudur bence. Ve bu durumun sorumluluğunu, yaşayan kişi dışında kimse almaz. Bu durumdan kurtulmak ise, yine yaşayana kalır. Kendini toparlayıp, hayata tutunup, kendi yaşamını yeniden yapılandırabilir.

    YanıtlaSil
  2. Dediğim gibi bu durum için suçlu aramak yanlış. Sorumluluğu elbette yaşayan kişi alır lakin bir borderline gelişime hazır değilse bu sorumluluğu kaldıracak güçte değildir. Olumsuz benliği suçluluk hissiyle kendini daha da dibe çeker.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder