SINIRDAYIM



Bir Eylül vakti

Yaşamak zorlaşıyor sanki. Kendimi göremiyor, iç seslerime sürekli yenik düşüyorum. Bir erkek benim için ne olabilir ki? Hiç işte… ama birinin beni beğenmesi adına kurduğum bu id dünyamı nasıl geliştiririm bilmiyorum. Sürekli şikâyet eder hale geldim. Dürtülerimi, başkalarını kullanarak tatminliğini sağlamıyorum. Daha nasıl değişim sağlayabilirim? Kendimi yetersiz ve değersiz hissettiğimde gelen dürtümü artık ağlayarak, çocuklaşarak çözmeye başladığını fark ediyorum.  Kendime, kollarıma tırnaklarımı geçirmemek için nasıl çaba sarf ettiğimi görmüyorlar. Ne çok benliğime kavuşmak için uğraştığımı, dürtülerimle nasıl baş edebildiğimi, karşı cinsimle iletişim halinde olmadan o sevgi, ilgi açlığımı gidermeye çalıştığımı fark etmiyorlar…

Yine şikâyet etmeye başladım. Evet bir Angelina değilim ama erkekleri cezbetmek hoşuma gidiyor çünkü ben kendimi zaten çirkin buluyorum. Bırak da anlık mutluluklara izin vereyim. Zaten bana söylediğin o bizim için değerlisin lafların öyle yapmacık ki sana bile nedense işkence etmek istiyorum. Kötü benliğimden kurtulmak istiyorum. Bu vahşi ve korkutucu Fadime’den uzak olmak istiyorum. Ama bir yanım erkeklere derin bir kin ve öfke besliyor bir yanımsa onlara karşı öyle nazik öyle sevgi dolu ki… ayırt edemiyorum. Seks ile bunu ayırdım derken aslında kendime zarar verdiğimi fark ettim. Ben şimdi ne bok yiyeceğimi bilmez halde herkese karşı olan bu kötü duygu ve düşüncelerimin aslında bana dair olduğunu kendime olduğunu biliyorum. Psikiyatristimle olanları kendime kabullendiremedim. Bir yanım evet böyle bir tedavi var ve çok iyi oldu derken diğer yanım bu etik değildi, yanlış bir sonuç doğurur ve seni kötü etkiler diyor. Bir yanım zaten hiçbirini takmayıp öl git der… ona aldırış etmiyorum.

 

14 Ekim 2020

      14:50

            Yeni günler, yeni haftalar, yeni yeni yeni…

İki hafta oldu terapiye gitmedim. Gidesim de gelmiyor açıkçası çünkü nedendir bilinmez bir güven sorunu baş gösterdi. Burada olmayalı, en son paylaşımımdan sonra neler yaptığımı sorar mısınız bilmem ama Antoloji’de çokça paylaşım elde ettim. Şiirlerim size ne denli güzel gelir bilemem ama ben yazarken ki o hissiyatım yaşanır türden…

            En son ki seanstan sonra önerilen kitapları aldım hatta dün eksik bir kitabım vardı onu da aldım. Sevindiren haber şu ki Orhan Veli’nin bütün şiirleri kitabını da almaktan kendimi alıkoyamadım. Saçlarımı mavi yani gece mavisi rengine boyattım. Aslında aklımdaki daha uçuk bir maviydi lakin ailemi bir anda şok etmek istemedim. Şimdilik bu mavi gayet iyi…

            Eğer ki sormazsınız ama sordunuz diyelim Neden terapiye gitmedin?

Planlarımın boka sardığı bir gün geçirdim ve sonuç oraya yetişemedim. Ben terapiden çok heyecanla psikiyatr kontrolümü bekliyorum. İçimde bir ses onu tokat manyağı et derken diğeri karısının yaşatmadığını yaşat tutulsun sana diyor. Komik değil hayır. Hiç birini yapmayacağım tabii kendimi kontrol altına alabildiğimi o herife kanıtlayacağım.

            Canım çok daralıyor şu günlerde ufakta olsa öfke patlamaları yaşıyor ve çevremdeki nesnelere yöneltiyorum. Sinirlendiğim şeyler öyle küçük görülmez şeyler oluyor ki kendimi detay manyağı gibi hissediyorum. Danışmanımın bu yazılarımı okumaması canımı sıkıyor. Dilimden ya neden okusun ona ne, ben bebek o da bakıcı değil ya… gibi şeyler söylese de içten içe kendimi yiyip bitiriyorum.

            Dışarı tek başına çıkmayalı baya oldu. Artık takvim tutmuyorum. Aileme karşı iyi olduğuma dair kendim yapabilirim gibi bir konuşma yapmadım. Yapmam gerektiği, bir başıma işlerimi halledebildiğimi onlara göstermem gerek lakin ben bunu yazarken bile içimi korku kaplıyor ve ağlıyorum. Neyim ben 4 yaşında bir bebek mi? Neden yazarken başlarda olduğu gibi bu denli etkilenmiyordum? Neden şimdi çocuk gibi yalnızlık barındıran şeyler canımı yakıyor ve ağlıyorum? Gidip sigara içeceğim ben. Ciğerlerimden artık kuru öksürükler geliyor. Sanırım bronşit olacağım belki ölürüm. İğrenç bir yazı daha Mutlu musunuz? Beğenin o zaman.

 

     İç Sesler

Fadime ÇELİK

                

Yorumlar

Yorum Gönder